Kaynak:
http://www.socialnewsturkey.com/2010/01/20/internet-yasaklari-avrupa-gundeminde/
Türkiye, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın yayımladığı bir
rapora göre, 2010 yılına toplam 3.700 yasaklı internet sitesi ile girdi.
AGİT’e göre bazı yasak kararları “keyfi ve siyasi nedenlerle”
alınıyor. Örgüt, Türkiye’nin ifade özgürlüğü yolundaki taahhütlerini
yerine getirmek için yasalarında reform yapması gerektiği uyarısında
bulundu.
En çok sözü edilen yasa ise İnternet yasası olarak da bilinen 5651
sayılı kanun. BBC’nin haberine göre, teşkilatın medya özgürlüğü
temsilcisi Miklos Haraszti, Türkiye’de ‘uygunsuz içeriğe sahip’ denerek
erişimi engelleme için 7 ayrı gerekçe sıralandığını söylüyor:
“Bu gerekçelerden biri cumhuriyetin kurucusunun korunmasına ilişkin.
Diğer gerekçeler ise TCK’nın 301′inci maddesine ilişkin içeriğin
barındırılması gibi şeyler. Bunu dışında ise uluslararası kabul görmüş
uygunsuz içeriğe ilişkin olanlar. Örneğin çocuk pornosu, uyuşturucuya
teşvik gibi uygunsuz içerikler bunlar. Sözkonusu yasa her ne kadar
saygı duyulması gereken bazı gerekçeler saysa da, bazı siyasi ve keyfi
gerekçeler de içeriyor.”
Haraszti, “İçerik üreticilerini değil kullanıcıları cezalandıran bir durum var Türkiye’de” diyor.
Çin ve İran örnekleri
AGİT medya özgürlüğü temsilcisi Miklos Haraszti Google arama
motorunun sansürle ve internet korsanlığı ile mücadele etmek zorunda
kaldığı, Facebook, Twitter gibi sitelerin yasak olduğu Çin gibi
örnekler karşısında Türkiye’deki durumun biraz daha başka bir yerde
durduğunu söylüyor:
“Çin ya da İran ile Türkiye’deki uygulamaları arasında büyük farklar
var. İran ve Çin’de interneti kullanıcılar açısından erişilemez bir yer
haline getiren siyasi bir amaç var. Türkiye’de ise amaç farklı. Bazı
içerikler yasaklanıyor. Bunların da küçük bir kısmı, örneğin Atatürk
hakkındaki yasaklar, siyasi… Ama tüm interneti felç eden bir durum yok.”
Uygunsuz içerik durumunda sitelere erişim duruyor
“Ancak maalesef bu yasa yine de Türkiye’yi Çin ve İran ile aynı
grubun içine olmasa da, bir anlamda “civar semtlere”
yerleştiriyor.Çünkü ortaya çıkan sonuçlar aynı. Youtube’a erişilemiyor.
Google’a bağlı başlıca birtakım sitelere erişilemiyor. Ne kadar büyük
olurlarsa olsunlar sosyal paylaşım siteleri ufacık bir uygunsuz içerik
nedeniyle her an tümden kapatılabilecek durumda.”
“Türkiye bize göre bu durumu bir sinyal olarak algılamalı ve isminin bu gibi ülkelerle anılmasından kaçınmalı.”
Haraszti bu durumun değişmesi konusunda da Ankara’da pek bir işaret görmediğini belirtiyor.
“Ankara’da deyim yerindeyse “internet sansürü ile ilgili” kurumun bu
konuyla ilgili bölüm başkanı ile yaptığımız görüşmede, yasanın iyi
yazılmış olduğunu söyledi bize. Çünkü yasanın internette siyasi
nedenlerle yasaklamaları içermediğini düşünüyordu. Bizim yayınladığımız
son rapordaki tavsiyemizin ise Türk makamlarının bu konuda yeniden
düşünmelerini sağlayacağını, uygunsuzluğu mutlak olan içerik
üreticilerinin nasıl cezalandırılacağı hakkında başka bir yöntem
bulacaklarını ve yasadaki siyasi gerekçeleri kaldıracaklarını
düşünüyoruz.” diye anlatıyor.
Türkiye’deki internet yasaklarına ilişkin raporun yazarı olan, Bilgi
Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden İnternet hukuku uzmanı Dr. Yaman
Akdeniz de Türkiye’nin bu konudaki tartışmaların artmasıyla birlikte,
erişim engelleme istatistiklerini Mayıs 2009′dan bu yana
yayınlanmadığına dikkat çekiyor.
O tarihte açıklanan son resmi rakamın 2601 siteye engelleme
yapıldığı şeklinde olduğunu belirten Akdeniz, her ay 200 siteye
engelleme yapıldığını tespit ettiğini, raporda verilen sayının da bu
ortalamayı yansıttığını belirtiyor.
Haraszti gibi, Akdeniz de yasal çerçevenin iyileşmesine ilişkin fazla umutlu konuşmuyor.
5651 sayılı kanunun asıl amacı olarak ifade ettiği çocukları ve
aileleri korumak hedefinde, kapsam dışına da çıkıldığı eleştirisinde de
bulunan Akdeniz’e göre erişim engelleri ‘kendini kandırma’ etkisi
yapıyor, “çünkü yasaklar hedeflenen alanda ihlalleri önlemiyor, teknik
olaraksa bu sitelere girmek hala mümkün” diyor.
Kaynak:
http://www.socialnewsturkey.com/2010/01/20/internet-yasaklari-avrupa-gundeminde/
Türkiye, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın yayımladığı bir
rapora göre, 2010 yılına toplam 3.700 yasaklı internet sitesi ile girdi.
AGİT’e göre bazı yasak kararları “keyfi ve siyasi nedenlerle”
alınıyor. Örgüt, Türkiye’nin ifade özgürlüğü yolundaki taahhütlerini
yerine getirmek için yasalarında reform yapması gerektiği uyarısında
bulundu.
En çok sözü edilen yasa ise İnternet yasası olarak da bilinen 5651
sayılı kanun. BBC’nin haberine göre, teşkilatın medya özgürlüğü
temsilcisi Miklos Haraszti, Türkiye’de ‘uygunsuz içeriğe sahip’ denerek
erişimi engelleme için 7 ayrı gerekçe sıralandığını söylüyor:
“Bu gerekçelerden biri cumhuriyetin kurucusunun korunmasına ilişkin.
Diğer gerekçeler ise TCK’nın 301′inci maddesine ilişkin içeriğin
barındırılması gibi şeyler. Bunu dışında ise uluslararası kabul görmüş
uygunsuz içeriğe ilişkin olanlar. Örneğin çocuk pornosu, uyuşturucuya
teşvik gibi uygunsuz içerikler bunlar. Sözkonusu yasa her ne kadar
saygı duyulması gereken bazı gerekçeler saysa da, bazı siyasi ve keyfi
gerekçeler de içeriyor.”
Haraszti, “İçerik üreticilerini değil kullanıcıları cezalandıran bir durum var Türkiye’de” diyor.
Çin ve İran örnekleri
AGİT medya özgürlüğü temsilcisi Miklos Haraszti Google arama
motorunun sansürle ve internet korsanlığı ile mücadele etmek zorunda
kaldığı, Facebook, Twitter gibi sitelerin yasak olduğu Çin gibi
örnekler karşısında Türkiye’deki durumun biraz daha başka bir yerde
durduğunu söylüyor:
“Çin ya da İran ile Türkiye’deki uygulamaları arasında büyük farklar
var. İran ve Çin’de interneti kullanıcılar açısından erişilemez bir yer
haline getiren siyasi bir amaç var. Türkiye’de ise amaç farklı. Bazı
içerikler yasaklanıyor. Bunların da küçük bir kısmı, örneğin Atatürk
hakkındaki yasaklar, siyasi… Ama tüm interneti felç eden bir durum yok.”
Uygunsuz içerik durumunda sitelere erişim duruyor
“Ancak maalesef bu yasa yine de Türkiye’yi Çin ve İran ile aynı
grubun içine olmasa da, bir anlamda “civar semtlere”
yerleştiriyor.Çünkü ortaya çıkan sonuçlar aynı. Youtube’a erişilemiyor.
Google’a bağlı başlıca birtakım sitelere erişilemiyor. Ne kadar büyük
olurlarsa olsunlar sosyal paylaşım siteleri ufacık bir uygunsuz içerik
nedeniyle her an tümden kapatılabilecek durumda.”
“Türkiye bize göre bu durumu bir sinyal olarak algılamalı ve isminin bu gibi ülkelerle anılmasından kaçınmalı.”
Haraszti bu durumun değişmesi konusunda da Ankara’da pek bir işaret görmediğini belirtiyor.
“Ankara’da deyim yerindeyse “internet sansürü ile ilgili” kurumun bu
konuyla ilgili bölüm başkanı ile yaptığımız görüşmede, yasanın iyi
yazılmış olduğunu söyledi bize. Çünkü yasanın internette siyasi
nedenlerle yasaklamaları içermediğini düşünüyordu. Bizim yayınladığımız
son rapordaki tavsiyemizin ise Türk makamlarının bu konuda yeniden
düşünmelerini sağlayacağını, uygunsuzluğu mutlak olan içerik
üreticilerinin nasıl cezalandırılacağı hakkında başka bir yöntem
bulacaklarını ve yasadaki siyasi gerekçeleri kaldıracaklarını
düşünüyoruz.” diye anlatıyor.
Türkiye’deki internet yasaklarına ilişkin raporun yazarı olan, Bilgi
Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden İnternet hukuku uzmanı Dr. Yaman
Akdeniz de Türkiye’nin bu konudaki tartışmaların artmasıyla birlikte,
erişim engelleme istatistiklerini Mayıs 2009′dan bu yana
yayınlanmadığına dikkat çekiyor.
O tarihte açıklanan son resmi rakamın 2601 siteye engelleme
yapıldığı şeklinde olduğunu belirten Akdeniz, her ay 200 siteye
engelleme yapıldığını tespit ettiğini, raporda verilen sayının da bu
ortalamayı yansıttığını belirtiyor.
Haraszti gibi, Akdeniz de yasal çerçevenin iyileşmesine ilişkin fazla umutlu konuşmuyor.
5651 sayılı kanunun asıl amacı olarak ifade ettiği çocukları ve
aileleri korumak hedefinde, kapsam dışına da çıkıldığı eleştirisinde de
bulunan Akdeniz’e göre erişim engelleri ‘kendini kandırma’ etkisi
yapıyor, “çünkü yasaklar hedeflenen alanda ihlalleri önlemiyor, teknik
olaraksa bu sitelere girmek hala mümkün” diyor.