Emre Sokullu
Oca 25
Dunyanin en cok okunan teknoloji bloglarindan ReadWriteWeb konuya bugun yer verdi. Eyleme su adresten erisebilirsiniz.
Emre Sokullu
Oca 20
Kaynak: http://www.socialnewsturkey.com/2010/01/20/internet-yasaklari-avrupa-gundeminde/

Türkiye, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın yayımladığı bir rapora göre, 2010 yılına toplam 3.700 yasaklı internet sitesi ile girdi.


AGİT’e göre bazı yasak kararları “keyfi ve siyasi nedenlerle” alınıyor. Örgüt, Türkiye’nin ifade özgürlüğü yolundaki taahhütlerini yerine getirmek için yasalarında reform yapması gerektiği uyarısında bulundu.


En çok sözü edilen yasa ise İnternet yasası olarak da bilinen 5651 sayılı kanun. BBC’nin haberine göre, teşkilatın medya özgürlüğü temsilcisi Miklos Haraszti, Türkiye’de ‘uygunsuz içeriğe sahip’ denerek erişimi engelleme için 7 ayrı gerekçe sıralandığını söylüyor:


“Bu gerekçelerden biri cumhuriyetin kurucusunun korunmasına ilişkin. Diğer gerekçeler ise TCK’nın 301′inci maddesine ilişkin içeriğin barındırılması gibi şeyler. Bunu dışında ise uluslararası kabul görmüş uygunsuz içeriğe ilişkin olanlar. Örneğin çocuk pornosu, uyuşturucuya teşvik gibi uygunsuz içerikler bunlar. Sözkonusu yasa her ne kadar saygı duyulması gereken bazı gerekçeler saysa da, bazı siyasi ve keyfi gerekçeler de içeriyor.”


Haraszti, “İçerik üreticilerini değil kullanıcıları cezalandıran bir durum var Türkiye’de” diyor.


Çin ve İran örnekleri


AGİT medya özgürlüğü temsilcisi Miklos Haraszti Google arama motorunun sansürle ve internet korsanlığı ile mücadele etmek zorunda kaldığı, Facebook, Twitter gibi sitelerin yasak olduğu Çin gibi örnekler karşısında Türkiye’deki durumun biraz daha başka bir yerde durduğunu söylüyor:


“Çin ya da İran ile Türkiye’deki uygulamaları arasında büyük farklar var. İran ve Çin’de interneti kullanıcılar açısından erişilemez bir yer haline getiren siyasi bir amaç var. Türkiye’de ise amaç farklı. Bazı içerikler yasaklanıyor. Bunların da küçük bir kısmı, örneğin Atatürk hakkındaki yasaklar, siyasi… Ama tüm interneti felç eden bir durum yok.”


Uygunsuz içerik durumunda sitelere erişim duruyor


“Ancak maalesef bu yasa yine de Türkiye’yi Çin ve İran ile aynı grubun içine olmasa da, bir anlamda “civar semtlere” yerleştiriyor.Çünkü ortaya çıkan sonuçlar aynı. Youtube’a erişilemiyor. Google’a bağlı başlıca birtakım sitelere erişilemiyor. Ne kadar büyük olurlarsa olsunlar sosyal paylaşım siteleri ufacık bir uygunsuz içerik nedeniyle her an tümden kapatılabilecek durumda.”

“Türkiye bize göre bu durumu bir sinyal olarak algılamalı ve isminin bu gibi ülkelerle anılmasından kaçınmalı.”


Haraszti bu durumun değişmesi konusunda da Ankara’da pek bir işaret görmediğini belirtiyor.

“Ankara’da deyim yerindeyse “internet sansürü ile ilgili” kurumun bu konuyla ilgili bölüm başkanı ile yaptığımız görüşmede, yasanın iyi yazılmış olduğunu söyledi bize. Çünkü yasanın internette siyasi nedenlerle yasaklamaları içermediğini düşünüyordu. Bizim yayınladığımız son rapordaki tavsiyemizin ise Türk makamlarının bu konuda yeniden düşünmelerini sağlayacağını, uygunsuzluğu mutlak olan içerik üreticilerinin nasıl cezalandırılacağı hakkında başka bir yöntem bulacaklarını ve yasadaki siyasi gerekçeleri kaldıracaklarını düşünüyoruz.” diye anlatıyor.


Türkiye’deki internet yasaklarına ilişkin raporun yazarı olan, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden İnternet hukuku uzmanı Dr. Yaman Akdeniz de Türkiye’nin bu konudaki tartışmaların artmasıyla birlikte, erişim engelleme istatistiklerini Mayıs 2009′dan bu yana yayınlanmadığına dikkat çekiyor.


O tarihte açıklanan son resmi rakamın 2601 siteye engelleme yapıldığı şeklinde olduğunu belirten Akdeniz, her ay 200 siteye engelleme yapıldığını tespit ettiğini, raporda verilen sayının da bu ortalamayı yansıttığını belirtiyor.


Haraszti gibi, Akdeniz de yasal çerçevenin iyileşmesine ilişkin fazla umutlu konuşmuyor.

5651 sayılı kanunun asıl amacı olarak ifade ettiği çocukları ve aileleri korumak hedefinde, kapsam dışına da çıkıldığı eleştirisinde de bulunan Akdeniz’e göre erişim engelleri ‘kendini kandırma’ etkisi yapıyor, “çünkü yasaklar hedeflenen alanda ihlalleri önlemiyor, teknik olaraksa bu sitelere girmek hala mümkün” diyor.


Emre Sokullu
Oca 14
Mujde! Artik Turkiye interneti balcikla sivama yarisinda sadece Cin'le kapismiyor. Urdun de, din karsiti siteleri sansurlemeye izin veren aldigi son kararla, bu yarista "ben de varim" dedi. Simdi gozler, benzer bir atilim yapmasi beklenen Libya'da.

PS: henuz duymadiysaniz, Google Cin pazarindan cekilmeyi dusunuyor.
Emre Sokullu
Oca 10
Dun, yani 9 Ocak 2010 Cumartesi gunu, Taksim'deki Istanbul Barosu binasinda cok faydali bir internet sansurleri toplantisi gecirdik. MediaCat'ten Askin Baysal ve Bilgi Universitesi'nden Doc Dr Yaman Akdeniz'in modere ettigi etkinlikte Eylem 2.0'in yanisira aralarinda Muyap, Korsan Partisi ve Sansure Sansur'un de bulundugu organizasyonlardan toplam 7 tartismaci vardi. (etkinlik detaylari hakkinda ayrintili bilgi bir onceki blog girisimizde...)

Oncelikle, sure olarak 6 saati asan paneldeki gozlemlerime geceyim, ardindan da sansure karsi aldigimiz ortak kararlardan bahsedecegim.

Notlar

  • Bilgi Univ'den Yar Doc. Dr. Leyla Berber carpici tespitlerde bulundu; anayasanin 13. maddesi basin ozgurlugune atifta bulunduguna ve basinda sansurlemenin olaganustu durumlar disinda gerceklesemeyecegine isaret etti. Bu da internette yasaklamalarin ancak cocuk pornosu, terorizm, irkcilik gibi evrensel olarak "lanetlenmis", Avrupa hukukunda da sinirlari belirtilmis noktalari asamayacagi anlamina geliyor.
  • Baro Bilisim Hukuku Merkezi'nden Unsal Ozmestik ise 80 kusaginin hukuka guvenmediginden ve politize olmaktan korktugundan bahsetti.
  • Digital Age'den Mevlana Gurbulak "bugun Youtube'e erisiyorum, ama yarin, ya yarin bugun erismeme izin veren teknolojilere de yasak getirirlerse" sorusunu gundeme getirdi. Bugun 6000'den fazla sitenin yasakli durumda oldugunun altini cizdi.
  • Mevcut durumun anayasal Bilgi Edinme Hakki'nin ihlali oldugu saptamasinda bulunuldu.
  • Anadolu Universitesi'nden Baris Gunaydin internet yasaklarinin temel tasi durumundaki 5651 no'lu kanunun ozunde ifade ozgurlugune karsi oldugundan ve Avrupa Insan Haklari Sozlesmes'inin 10. maddesine de uymadigindan bahsetti; sinirlandirma olcululuk ilkesine bagli degil dedi. Basin ve iletisim ozgurluklerinin cift tarafli ihlalinden soz etti; soyle ki, sadece bilgiye ve kanaate ulasima tas konulmuyor, Wordpress gibi kanallara yasak getirilerek "kendi kanaatini yayma" ozgurlugune de dur deniyor.
  • Baro Bilisim Merkezi'nden Taner Sevim problemlerin kaynaginin hakimlerin konuya hakim olmamasi ve hayatinda YouTube'e girmemis insanlarin sadece dosya uzerinden calisiyor olmasi oldugunu argumanlarini one surdu.
  • DigiTurk'un kapatma kararini Diyarbakir'da verdirmis olmasinin kasitli ve cok cirkin oldugu konusuldu.
  • Ihtisas mahkemelerinin yoklugundan yakinildi; bilirkisilerin karar verici olmamalarindan bahsedildi.
  • Benim de icinde bulundugum 2. panelde Eylem 2.0, Korsan Parti ve Sansure Sansur kendilerini  tanittilar.
  • Korsan Parti Isvec merkezli bir politik ruzgar; Isvec ve daha bircok ulkede resmen ulke parlamentolarinda varlar. Turkiye'de ise calismalar devam ediyor. Internet ozgurlukleri, telif haklari serbestlesmesi gibi konulara egilen tematik bir hareket, tipki cevreci Yesil Parti gibi.
  • Sansure Sansur gonullu site kapatma eylemlerinin basarilarindan bahsetti.
  • Ancak 2. panele agirligini asil MySpace ve Last.FM sansurlemelerine imzasini atan Muyap koydu. Muyap sansurleri uygulayanin kendi olmadigini, telif haklarini ihlal eden sitelere erisemediklerinden, iletisim taleplerinin cevapsiz kaldigindan dolayi ellerinde kalan tek cozumun o siteleri dava etmek oldugunu savundu. Tazminat tercih ettikleri cozum olurmus ancak kanun buna izin vermiyormus. Kendilerine yoneltilen elestiri oklari, yine de cozumu o siteleri kendi ulkelerinde dava etmeleri gerektigi ve sansurletmeye gitmemeleri gerektigi yonundeydi. Muyap temsilcisinin cevabi "bizim asil amacimiz onlari pazarlik masasina getirmek" seklindeydi.
Panelin sonunda yoneltilen son soru "Eylem 2.0'in bundan sonra izleyecegi yol ne olacaktir, ne adimlar izlenecek" idi. Simdi gelin son kismi buna ayiralim.

Eylem 2.0'in bundan sonra izleyecegi yol / Kararlar
  • Mevcut anti sansur sivil toplum hareketleri birlesecek.
  • Av. Basak Purut gibi hukukcu destekcilerimizin de katkilariyla 5651. madde icin bir yama onerisi getirecegiz. Sozu edilen yama kabaca soyle olacak; site yer saglayaciysa ve belirli bir populerlik (anonimlik) noktasina erismisse anayasanin 13. maddesiyle uygunluk cercevesinde hakimin kararinda uzman onayi aranacak.
  • Keza kanunlarda talep edilecek diger degisiklikler: Gecici durdurmalar ancak alt alan kisitlamasi ile sinirlandirilmasi. Porno ve cocuk pornosu ayriminin daha iyi yapilmasi.
  • Offline eylemlerde bulunma gerekliligi cercevesinde, Google'a sembolik dava hep beraber, basin aciklamasi esliginde yapilacak.
  • Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'ne (AIHM) ana sozlesmesinin 10. madddesinin ihlalinden dava , gene basin aciklamasi esliginde, acilacak.
  • Toplumsal bilincin yayginlastirilmasi amaciyla Turk televizyonlarinda konuyla ilgili daha fazla varlik gosterilecek. Bununla ilgili Eylem 2.0 komunitesi uyelerinin destegi talep edilecek.
  • Konu bir dahaki BarCamp ve eTohum toplantilarinda da ele alinacak.
  • Eylem 2.0 telif haklariyla ilgili taraf olmaktan cekindi ve cekinmekten devam ediyor. Konuyu Korsan Parti ve MUYAP gibi kuruluslara birakiyor; mevcut tartismalari cok saglikli buluyor. Dusuncemiz, muzik sirketlerinin interneti bir pazarlama araci olarak gonullu olarak serbest birakacagi yonunde; nitekim bunun orneklerini yasiyoruz, RadioHead bunun en guzel orneklerinden. Muzik bedava erisilebilir olacak, iTunes gibi kanallarla gercek satin alinan, deneyim. Soft asset'leri hard asset cercevesinde degerlendirmek yanlis sonuclar dogurur.
  • Biz konuya ekonomik boyutundan yaklasiyoruz; yabaci yatirimcinin kacmamasi icin calisiyoruz. Ayni zamanda ozgurluk ve ulusal guvenlik (tum internet hareketlerimizin adini sanini bilmedigimiz 3. parti uluslararasi sitelerden geciyor olmasi) endiselerimiz var.
  • Sosyal medyayi efektif olarak kullanarak sesimizi tabandan tavana yayma hedefimiz dogrultusunda artan bir hizda yol almaya devam edecegiz.
Bunlar disinda, konferans sonunda komunitemizden de fikir onerileri geldi. Onlari da buradan paylasiyor olacagiz.

PS: sosyal medyadan yayilma prensibimiz dogrultusunda - bu yaziyi begendiyseniz, asagidaki butonlari kullanarak Twitter ve Facebook gibi mecralari kullanarak arkadaslarinizla paylasirsaniz bize cok onemli bir katkida bulunmus olursunuz. Tesekkurler.
Emre Sokullu
Oca 09
Eylem 2.0 hareketi Emre Sokullu, ve diger destekcileri Basak Purut, Arda Kutsal gibi isimlerle bugunku Internet'in Getirdigi Yeni Haklar ve Ozgurlukler Konferansinda olacak. Istanbul Baro'sunda gerceklesecek olan organizasyon saat 13:30'da basliyor. Etkinlik hakkinda daha fazla bilgiye http://www.webrazzi.com/2010/01/06/internetin-getirdigi-yeni-haklar-ve-ozgurlukler-konferansi/ adresinden erisebilirsiniz.
Emre Sokullu
Kas 28
Bugun yayinlanan haberler BTK'nin bir Turk arama motoru olusturma ve her vatandasa 10GB kotali nufus cuzdanina yazilacak bir eposta vermek gibi hirsli niyetlerinin oldugu yonundeydi. Ornek olarak da Cin'deki Baidu verilmis.

Sormadan edemiyorum; gercekten gelmek istenen nokta ne? Internet konusunda kendimize Cin'i mi ornek aldik? Ki Cin'deki Baidu dahi bir devlet arama motoru degil, bir ozel girisimdir. Icindeki en buyuk hissedarlardan biri Google'dir ve sirket NASDAQ borsasinda acilmis vaziyettedir.

Bundan seneler once, semantik arama populer bir deyimken, Fransa ve Almanya ortak Quaero adli bir arama motoru girisimi icine gireceklerini duyurdular; bu ulkelerin buyuk sirketleri ortaklasa ozellikle cokluortam arama kalitesini yukseltecek semantik bir arama motoru icin cok buyuk meblaalarda bir sermaya girisi ile sirket kurdular. Sonuc, bugune kadar herhangi bir sey duymadik. Ama en azindan girisimin inovatif bir amaci vardi.

BTK'nin ciddiyeti soru isareti olan bu girisim girisimleri ise telekulak operasyonlarinin ayyuka ciktigi, internetinin ise surekli sansurlenmeye calisildigi ulkemde bana korku veriyor. Teknoloji desteklenecekse alkislarim, ancak serbest pazar modelini takip eden bir ulkede, bu da serbest pazar ekonomisi model alinarak yapilmali.
Emre Sokullu
Kas 24
Techcrunch'dan Robin Wauters'in da belirttigi gibi, Google Analytics'in Almanya'da yasaklanmasi gundemde. Sebep? Ulusal verinin yurtdisiyla paylasilmak istenmemesi.

Simdi gelelim Turkiye'ye - basbakanimiz sansurlerle ilgili soru soruldugu zaman Turgut Ozal'in uslubunu hatirlatir bir sekilde su cevabi veriyor; ben giriyorum o sitelere, benim vatandasim da girebilir... Bir deyisle, vatandaslari OpenDNS ya da ktunnel gibi cozumler kullanmaya tesvik ediyor.

Almanya ulusal data'nin savunulmasindan endise ederken, biz, ulusal data'nin hemen hemen tumunu, adini sanini bilmedigimiz 3. partilerin eline vermis oluyoruz. Korkunc bir durum...

Almanya'nin tutumunu destekliyor muyuz? Hayir... Biz sansurun her turlusune karsiyiz, ve asikar ki Almanya'nin bu tutumu paranoyak seviyede, ve aslina bakarsaniz bir cozum getirmiyor (site sahibi isterse, cok kolay gene Google Analytics'i kullanabilir)

Ancak bu bize farkli bir noktadan onemli bir ders getiriyor... Paranoyak olmasak da ulusal guvenlik soz konusu olunca bilgi guvenligi onemli; ve sansurler bilgi guvenligimizi son derece risk altina aliyor.
ismailizgi
Kas 24
Google'ın istatistik servisinin Almanya'daki yasalara uymadığı ve ulusal verilerin dışarı sızdırılmasında rol oynadığı için kapatılmasına çalışılıyor. 

Yetkililere göre Google'ın topladığı veriler ülke profilinin yaşama biçimi, tüketim ilişkilerini, cinsel ve siyasi tercihlerini yansıtıyor. Bu da Almanya'da suç anlamına geliyor.

Haberin detayları için buraya tıklayın.
Emre Sokullu
Kas 21
Ilk resmi "ozel" toplantimizi 23 Kasim haftasinin hemen basinda yapiyoruz. Yer ve katilimcilar simdilik gizli. Onumuzdeki gunlerde toplu ve herkese acik toplantilari buradan duyuruyor olacagiz.
Ismail Izgi
Kas 18
Sansüre karşı eylemimiz gün geçtikçe yayılıyor ve güçleniyor. Özgürlüğümüzün sansürlenmesine dur demek isteyen yeni ve duyarlı internet kullanıcılarına ulaşıyor. Bu yükseliş grafiğinde hepimizin payı var. Henüz oluşturduğumuz bu güç birliği çerçevesinde daha özgürlükçü, daha gelişkin ve daha üretken bir internet için birlikte adım adım ilerliyoruz. Ayrıca bize sayfalarında yer ayıran, daha çok kişiye ulaşmamızı sağlayan kişi ve kurumlarmıza da canı gönülden teşekkür ederiz. Dileriz bu grafiği sürdürüp amacımıza ulaşırız.




Ismail Izgi
Kas 18
Dün,"aklı fikri teknoloji" olan internet sitesi Yahoyt da internet sansürlerinin doğurduğu tehlikeye dikkat çekmek için Tepki 2.0 başlığı ile haber geçerek eylemimize katkıda bulundu. 

Ayrıca Radikal gazetesi de aynı haberi su adresten yayınladı.

Son olarak, Facebook'taki fan sayfamızı ziyaret ederek Facebook arkadaşlarınızı davet edebilir, bize destek verebilirsiniz.
Emre Sokullu
Kas 10
Bugun EksiSozluk'teki dostlarimizdan bizi cok mutlu eden bir jest gorduk; bizi EksiSozluk askiyla sarhos ettiler, ve bu askin verdigi itme gucuyle 100,000 uye hedefimiz dogrultusunda onemli bir ivme kazandik.

Unutmayin ki 100,000 uye hedefi Facebook'da kurulan "Istesem Fenerbahce'ye karsi Manchester Unitedi'i destekleyen 1.000.000 kudurmus taraftar bulurum" tarzi gruplarin hedefleriyle paralellik tasimiyor.

Biz salt bir kutle olmak icin bu hedefleri koymuyoruz. EksiSozluk yorumlarinda yazdiginiz kaygilari biz de tasiyoruz; bunu sadece online bir kampanya olarak birakmayacagiz, sokaklara, gazetelere, basina - ve oralardan da meclise tasiyacagiz. Dolayisiyla bu rakamlar, uye sayisi, tweet sayisi, EksiSozluk'te yapilan yorum sayisi vs. dikkat cekici olduklarindan bizim icin de onemliler.

EksiSozluk'teki yorumlarda goze carpan bir diger nokta eylemimizin apolitize olma soylemiyle ilgiliydi. Buradaki kaygilari anliyorum; ama apolitize olmamizin sebebi her kesimden insani bu kampanya icinde gormek istememiz ve direkt sonuc yonelimli olmamiz. Soyle ki cok politize olursak direkt bir kesimi "killandirip" kampanyayi ve dolayisiyla sansurleri degerlendirmelerine izin vermeden onlari kaybederiz - ki istegimiz bu degil, istedigimiz bir bilinc olusturmak ve ardindan, mahkemelerin internet sansurleriyle ilgili kararlar verme surecini daha saglikli bir hale sokmasi icin TBMM'yi harekete gecirmek.

Eksisozluk askiniz icin tesekkurler. Sitelerinize eklemek isterseniz banner'larimiz burada: http://www.eylem20.org/36853, baska bu kampanyayi nasil buyuturuzle ilgili fikirleriniz varsa onlari da http://www.eylem20.org/talks buradan buyurun lutfen.
Emre Sokullu
Kas 07
Ve eylemimiz basladi. Harekete gectigimiz ilk gun icerisinde, saatlerle olculecek bir zaman diliminde 100'lerce uyeye ulasmis olmanin kivancini yasiyoruz. Defalarca Tweet edildik, defalarca Facebook uzerinden paylasildik; FriendFeed'de ozellikle Muge Cerman'in bir girisi uzerinden ciddi bir sohbet akti: http://friendfeed.com/netdas/5031cff0/eylem-2-0-internet-sansurlerine-karsi

Eylemimizin ilk adimi gayet basitti: projeyi destekleyen cekirdek grup olarak kendi sosyal medya paylasim araclarimizda (Twitter, Facebook, FriendFeed gibi) projeyi duyurmaktan ibaretti. Site uzerindeki viral araclar gelenlerin de ayni sekilde amacimizi arkadaslariyla paylasmalarini kolaylastiracak nitelikteydi.

Genel olarak yapmak istedigimiz de bu; bir taban hareketi olusturmak. Direkt tavandan isimlere ulasmaya calismak yerine, bizler gibi siradan vatandaslarin tepkilerini ortaya koymalarini saglamak, ve bunun domino tasi gibi kisiden kisiye ilerleye ilerleye tavana vurmasi, yaptirim gucu olanlari harekete gecirmemiz.

Bi sirada ogrendigimiz birsey; proje hakkinda daha fazla bilgi isteniyor; organizasyonel yapisi, planlari, ve bazi sikca sorulan sorular. Bunlar icin site icinde yeni bolumler yapmak amacindayiz, en kisa sure icinde. Ama bu zaman zarfinda http://www.eylem20.org/calendar ve http://www.eylem20.org/blogs adreslerine bakmayi unutmayin.

Peki ikinci adim nedir?

Ikinci adim biraz daha projenin niche kitlelerde duyulmasindan geciyor. Ve ikinci bir sosyal medya dalgasi yaratmak amacindayiz (kendi kitlemiz icinde). Bir diger deyisle, gucunu ve saglamligini kanitladigimiz bu hareketi daha genis bir ekimle yeniden bir viral donguye sokmak amacindayiz.

Kazandigimiz guc yabanci dusunurlerden quote alirken de elimizi kuvvetlendiriyor. O yuzden 3. asama, toplu medyaya ulasmak asamasi oncesi bazi surprizlere hazirlikli olun.
Ufuk Özgül
Kas 06

Geçtiğimiz sene önemli bir bilim kuruluşunun çalışanlarına yönelik düzenlenen İletişim Sempozyumu’ndayım. Öğleden sonraki programı sunmaya başlamadan önce, kürsüde dünyanın önde gelen halkla ilişkiler şirketlerinden birinin Yönetim Kurulu Başkanı ile bir taraftan sunumunun son haline bakıyor bir taraftan da sohbet ediyoruz. Kendisi iletişim dünyasındaki son trendlerle ilgili sunumunda sosyal medya dünyasında popüler olan belli başlı örnek sosyal ağlara yer vermiş. O bölüme sıra geldiğinde soruyor:“Youtube’a değindim ama duyduğum kadarıyla Türkiye’de erişim yasakmış, doğru mu?”…Gülümsedim, doğru dedim. Birçok insanın kendince çözümler üreterek erişim sağladıklarını ekleyerek. Neden diyerek baktı…Bize anlatılanları aktardım aktarmasına da, zaten benim bile bu ülkenin bir vatandaşı olarak anlamadığım şeyleri anlatabilmem zor oldu…

 

Bugün Myspace ve Last.fm ‘e Türkiye’den erişimin yasaklanmasının ardından şu internette sansür konusunda artık birşeyler demenin vakti geldiğini hissettim. Her ne sebeple olursa olsun gün be gün farklı iletişim araçlarımızın kısıtlandığının farkında mıyız? Sadece iletişim kurmak için değil belli bir fayda yaratmak için kullanılan araçların elimizden alındığının? Bu sansür uygulamalarının sadece internet üzerinden değil, bir çok şekilde hayatımıza girdiğinin? Gerçekten mantıksal açıklamasını yapabilecek birileri varsa seve seve dinlerim, hatta gelsin burada anlatsın. Fakat, dün bir, bugün iki derken, bir iletişim sektörü çalışanı olarak da son derece rahatsız olduğum şekilde, belli başlı popüler araçların kara listeye alınmak üzere olduğunu ve yine bir sebeple onlara da erişimin yasaklanacağını düşünmeye başladım… 


George Orwell, 1984’ü okuyanlar bilirler. George Orwell-1984’te, Okyanusya ve Avrasya olarak kutuplaşan bir dünyada ve zamanda, Okyanusya denilen ülkedeki insanların tüm hareketlerinin ve düşüncelerinin kontrol altına alınmaya çalışıldığı, bu hareket ve düşünceler üzerinde her türlü etkisi olabilecek; dil, kültür, iletişim organları vb. araçların bu amaç doğrultusunda yok edildiği ya da değiştirilip kullanıldığı bir devlet düzeni eleştiriliyor. 


Demokrasi ve özgürlük kavramlarından arındırılmış bir dil, insanlar günün 24 saati düzenin en önemli unsuru tele ekranlar vasıtasıyla izleniyor, yoldan sapanlar buharlaştırılıyor, tarihin gerçekleri bile saptırılıyor… Herşey kontrol üzerine kurgulanmış… 


“geçmişi kontrol eden, geleceği; şu anı kontrol eden geçmişi kontrol eder” 


Başkahraman Winston’ın sır gibi sakladığı günlüğünden: 


“İnsanlık mirasının kuşaktan kuşağa aktarılması kişinin sesini duyumsamasıyla değil, aklını ve sağduyusunu koruyabilmesiyle olabiliyordu. Masaya döndü, kalemini mürekkebe batırarak yazmaya koyuldu: 


Geleceğe, ya da geçmişe; düşüncenin özgür olduğu zamana; insanların birbirlerinden farklı oldukları, yalnız yaşamadıkları, gerçeğin varolduğu ve yapılanın silinemediği bir zamana: 


Tekdüzelik çağından, yalnızlık çağından, çiftdüşün zamanından, büyük birader’in çağından selam!” Kitlelerin gündemi algılayışlarının ve verdikleri tepkilerin tarihten getirdikleri gerçeklikler tarafından şekillendirildiğini baz alırsak, geçmişi kontrol etmenin, geleceğin kontrolünde ne gibi bir rolü olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Film ve romanda açık bir şekilde propagandası yapılan rejim, en önemli iletişim aracı olan tele ekranları kullanarak sürekli gerçek olup olmadığı belli olmayan savaşlarda kazanılan zaferleri, kahramanlık hikayelerini yayınlıyor, insanların hayatını 24 saat kontrol altına alarak düşünmeyi bile engelleyecek önlemler alıyor, rejim dışı düşünceleri en ağır ve en hızlı biçimde cezalandırıyor ve sonunda farklı düşünenleri bile kendilerinden ayrıştırarak amaçladığı prototipler haline getiriyor. İletişimin en önemli parçası olan geri bildirim yollarının tıkalı olduğu bir sistemde, kayıtsız şartsız gerçeklerin dayatılması ile insanlar, aslolan gerçeklikten ve genel toplum menfaatinden en uzak olacak noktada zaptediliyor ve tepki verebilecekleri tüm ortamlar yokediliyor. 


Günümüzde bazı konvensiyonel medya organlarının kitleleri bilgilendirme işlevinden uzaklaşarak, çarpıtılan gerçekler ve sanal gündemler ile güven yitirdiğini biliyoruz. Sosyal medyanın yükselişinin bir sebebi bu zaten. İnsanların bilgi alma- iletme konusunda daha özgür! olma arayışı… 1984’ün başkahramanı Winston’ın günlüklerini sakladığı günleri yaşamıyoruz tabi ki de. En azından hala bir klavyem ve erişimi yasaklanmamış bir blogum var….Peki yarın ne olacak? Herşeyin bir alternatifi var tabi fakat burada konumuz A, B ya da C sitelerinin yasaklanması değil. Üzerine düşündüğümüz, tartışmaya açtığımız: bu erişim yasakları yerine yapılacak başka hiçbirşey yok mu? Açılımlarla dolu bugünlerde, ben de buna cevap bekliyorum. Halen daha bu ülkenin bir vatandaşı olduğumu hatırlatarak…

 

http://comm101tr.blogspot.com/2009/09/1984-ve-sansur-gecmisi-kontrol-eden.html

 

Emre Sokullu
Kas 05
Bircogumuzun bagimlisi oldugu bobiler.org gene yaratici bir isle karsimizda; hem de internet sansurlerine karsi. Kampanyalarinin adi taksim.bobiler.org - hedef Taksim'den TBMM'ye piksel piksel Google Map uzerinden yurumek. Kolay gelsin :) Destekliyoruz...
Emre Sokullu
Kas 03
Google bugun Turkiye'deki denetleme kurullari tarafindan 71 milyon Dolar'lik sok bir vergi cezasi yedi. Konuyla ilgili ayrintili bilgilere Webrazzi'den ulasabilirsiniz. Ozetle, Google'in Turkiye'den vergi kacirdigi, yurt icinde yaptigi satis islemlerini usulsuz bir bicimde Irlanda'dan faturalattigi suclamalari gundemde.

Konuyla ilgili cok bir bilgimiz oldugu icin bunu tartismayacagiz; hemen asil konumuzla ilgili noktaya gelelim, yani bunun dis dunyaya nasil yansidigina... Iste dunyanin en cok okunan internet teknoloji blogu Techcrunch'da aninda yapistirilan okur yorumu:

Turkey is ruled by religious zealots who hate Google, the Internet and Free Speech in general. Proof?

Well, a good example is that they block Youtube most of the year. That’s the government!

There are many other examples that show what type of country Turkey is. Journalists and authors are bullied, thrown into prison or killed. Theory of evolution advocates are treated like witches in the middle ages and Kurdish people (never mind the Armenians) are treated like shit.

I wouldn’t mind a rebuttal to what I just wrote so we get the other side of opinion.

Aslina bakarsak, hic onemli bir yorum degil; at gozluguyle bakip Turkiye'yi elestiren herhangi bir insan... Ancak bu insan tek degil. Bunun gibi refleksif olarak Turkiye'ye boyle bakan insan sayisi cok fazla, hatta cogunluklar bile diyebiliriz. Ve malesef bu insanlarin eline cok fazla koz veriyoruz. Bakin yorumda bizi nereden vurmuslar; YouTube, free speech (dusunce ozgurlugu)... Oradan da Kurt ve Ermeni meselelerine atliyorlar.

Google'a verilen ceza hakli ya da haksiz. Haksiz oldugumuz konu interneti susturmaya calismak, buna vatandaslar olarak sessiz kalmamiz. Sonuclarindan biri ise, iste bu muhtemelen hakli oldugumuz konuda dahi, bu meselelerin onumuze getirilmesi. Kendimize saygimiz yoksa, baskalarinin kendimiz uzerindeki su degerlendirmelerine bari onem verelim.

Murat Kaya
Eki 10
Internet ile ilgili bir algi yanlisligi var: Internet; radyo, tv, gazete, dergi, sinema gibi bir 'baska' mecra degil. 

Biz yukarida adi geçen tüm mecralar için geç kalmistik ama internet için henüz o kadar geç kaldigimiz söylenemez. Hala sansimiz var.
Dünyanin her yerinde bir sekilde sansür var fakat bu sansürler, bir tv kanalinin, bir derginin, bir gazetenin ya da komple radyoculuk endüstrisinin kapanmasi gibi bir seviyeye gelmedi. Eger biz kendimize, dünyanin ileri ülkelerini örnek aliyorsak, birakin bir televizyon kanali, bir siyasi parti, bir internet sitesini tümüyle kapatmak gibi bir seçenegin olmasi hukuk ile açiklanabilecek bir sey olamaz.
 
Herhangi bir seyi tümüyle kapatmak fikri, interneti bir mecra olarak görmekten kaynaklaniyor.
Dünyanin önde gelen, fayda üreten ülkeleri için internet; dünyayi daha iyi ve hizli isleyen bir yer haline getiren teknolojiler bütünü anlamina geliyorken; bizim için yasaklar ve tümden kapatmalar gerektiren bir 'kötülük' olarak görülmemeli.

Interneti, teknolojinin ruhunu anlamayan kisilerin düzenlemesine ve kontrol altinda tutmasina izin vermek; televizyonun ilk çiktigi dönemlerde televizyonu kontrol etme yetkisini, ondan korkan sinema salonlarina vermek gibi bir sey olur. (Bkz Vizontele filmindeki, televizyonu getirmek için ugrasan devlet yetkilisi ile bu yeni teknolojiye, gelirleri düsecek diye direnen sinema salonu sahibinin hikâyesi.) Bu durum, nasil devletin televizyona yumusak bakisi ile saglandi ve simdiye kadar kusursuz bir sekilde çalisan bir televizyon endüstrisine yol açti ise benzeri bir hassasiyet gelecegin neredeyse tamaminin dayanacagi internet teknolojilerine ve internet ekonomisine de saglanmali. Aksi taktirde internet ekonomisini çevresindeki ülkelere tasiyarak büyük bir güç olacak Türkiye’nin kendi iç kaygilari yüzünden bu firsati baska ülkelere kaptirmasi ile sonuçlanabilir ve gelecekte geri dönülemez pismanliklara yol açabilir.

Internet, dogasi geregi altinda yüz binlerce farkli kategoriyi barindirabilen bir sey çünkü insana dair ne varsa, diger mecralar adi verilen eski kanallarda ilgi çekmeyecegi için yer almayan tüm unsurlarin ortaya çikmasini sagladi. Eger ayni yasaklar ‘diger mecralara’ uygulansaydi; su ana kadar dünya televizyonlarindan, dünya dergilerinden, dünya gazetelerinden ve dünya müziginden neredeyse hiçbir seyi Türk halki göremezdi.

Bahsettigimiz diger mecralarda, Türkiye teknik olarak da çok geride kalmisti. Çekim ekipmanlarinin, yazi eylemlerinin, fotograf teknolojilerinin ve bunlari kullanabilen insan kaynaginin yetismesi için çok uzun zaman geçmesi ile Türkiye bu alanlarda bati standartlarina ulasmak için çok uzun zaman bekledi. Fakat internet teknolojilerinde Türkiye insan kaynagi olarak yeterliyiz ve hatta diger ülkelere insan kaynagi ve bilgi (know how) verebilecek konumdayiz. Interneti kontrol altina alarak, elimizde halihazirda olan kaynaklari kaybedip, bu alana yönelecek gençlerin inançlarini yitirmeye dogru gidiyoruz. Bu yasaklar, engellemeler, kontrol altina alma çabalari, gelismeyi engelleyen düsüne yapilari yüzünden kisa bir süre içerisinde Türkiye’de internet teknolojisi gelistirmekten korkan bir nesil yetismis olabilir. 

Bunun olmamasi için lütfen bunlari seslendiren kisilere kulak verin.

Emre Sokullu
Eki 05
Son olarak bu kadar da olmaz dedirten bir yasaklama daha; Telekomunikasyon Iletisim Bakanligi escinsellere yonelik 3 sosyal agi bir anda kapatti. Daha fazla bilgi NTVMSNBC sitesinde.

Artik bu son yapilan ayrimciligin ve bardagi tasiran son noktaya gelisin resmidir.

Eylemimiz cok yakinda basliyor!
Emre Sokullu
Eki 03
Bugun itibariyle, FarmVille, Mafia Wars, Zynga Poker, YoVille, Pirates, Scramble, Vampires gibi Facebook uzerindeki favori oyunlarin ureticisi Zynga da Turkiye'de yasaklananlar listesine eklenmis bulunuyor.

Internet mi, o ne?


Ulastirma Bakani Binali Yildirim

Son Aktiviteler

 
Someone commented on a blog entry. 4 ay önce
Emre Sokullu
added a new blog entry. 7 ay önce
Emre Sokullu
added a new blog entry. 7 ay önce
yeniepostam
commented on a blog entry. 7 ay önce
Emre Sokullu
added a new blog entry. 7 ay önce

Biliyor muydunuz?

Sansürler ulusal güvenliğimiz için de büyük bir tehdit oluşturuyor.

Yasakları aşmak için indirilen paketler (OpenDNS, ktunnel vs...) içerdikleri trojan yazılımlar ile bilgisayarlarımızın kontrolünü ele geçirip tüm iletişim bilgilerimizi belli merkez noktalarına gönderebilir. Bu olasılıkla yaşamak çozüm değildir.Sansürler ulusal güvenliğimiz için de büyük bir tehdit oluşturuyor. Yasakları aşmak için indirilen paketler (OpenDNS, ktunnel vs...) içerdikleri trojan yazılımlar ile bilgisayarlarımızın kontrolünü ele geçirip tüm iletişim bilgilerimizi belli merkez noktalarına gönderebilir. Bu olasılıkla yaşamak çozüm değildir.